Sait Faik Abasıyanık Hikâyelerinden Seçmeler, modern Türk öykücülüğünün öncüsü Sait Faik Abasıyanık‘ın (1906–1954) en sevilen hikâyelerinden oluşan bir seçkidir ve 100 Temel Eser listesinde yer alır. Bu yazıda Sait Faik seçme hikâyeler özetini, kitaptaki hikâyeleri, ana fikri ve yazarın hikâyeciliğini bulabilirsiniz.
Kısa özet: Sait Faik’in hikâyelerinde büyük olaylar yoktur; bir balıkçının, bir sokak çocuğunun, bir garsonun ya da adadaki sıradan bir günün kesiti anlatılır. Yazar, İstanbul’un ve özellikle Burgaz Adası’nın insanlarını, denizi ve doğayı büyük bir insan sevgisiyle anlatır. Hikâyelerde yalnızlık, yoksulluk, dostluk ve doğaya duyulan özlem öne çıkar.
| Künye | |
|---|---|
| Eser | Sait Faik Abasıyanık Hikâyelerinden Seçmeler |
| Yazar | Sait Faik Abasıyanık (1906–1954) |
| Tür | Hikâye (öykü) seçkisi |
| Hikâye anlayışı | Durum (kesit) hikâyesi |
| Okuma listesi | 100 Temel Eser |
Kitapta Yer Alan Hikâyeler
Seçkide yer alan başlıca hikâyeler şunlardır: Bohça, Stelyanos Hrisopulos Gemisi, Havuz Başı, Diş ve Diş Ağrısı Nedir Bilmeyen Adam, Ben Ne Yapayım?, Zemberek, Serseri Çocukla Köpek, Kraliçenin Evinde, Dülger Balığının Ölümü, Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri, Jimnastik Yapan Adam, Fındık, Uzun Ömer, Bir İlkbahar Hikâyesi, Eftalikus’un Kahvesi, Sinağrit Baba, Son Kuşlar, Sivriada Geceleri, Haritada Bir Nokta, Hişt Hişt! ve Açık Hava Oteli. (Hikâye listesi baskıya göre değişebilir.)
Sait Faik Hikâyelerinden Seçmeler Özeti
Bohça
Kısaca: Küçük Bey’in, evlerine gelen besleme kıza önce eziyet edip sonra onu sevmesi ve kızın birden gönderilmesi.
Küçük Bey, evlerine yanaşma olarak gelen besleme kıza sürekli eziyet eder; kız ise her şeye rağmen onun sözünü dinler. Bir gece rüyasında gördüğü yaşlı bir dede ona “Sakın!” der ve kızla kavga etmemesini öğütler. Küçük Bey o günden sonra kızı üzmemeye karar verir ve zamanla onu sevmeye başlar.
Bir gün ikisi dut ağacının altında el ele otururken annesi onları görür. Akşam Küçük Bey kızı hiçbir yerde bulamaz. Sandık odasına koşar; kızın yamalı bohçası da yerinde yoktur. Kızın gönderildiği anlaşılır. Hikâye, çocukluğun masum sevgisini ve büyüklerin kurduğu düzenin bu sevgiyi nasıl ezdiğini anlatır.
Jimnastik Yapan Adam
Kısaca: Deniz kıyısında her gün jimnastik yapan bir adamı izleyen anlatıcının değişimi.
Anlatıcı, deniz kenarındaki kayalıklarda her gün düzenli olarak jimnastik yapan elli yaşlarında bir adam görür. Önce önemsemez, ama günler geçtikçe adamı izlemek bir alışkanlığa dönüşür. İzlenmekten rahatsız olan adam bir süre sonra o kayalıklara gelmez olur. Anlatıcı ise can sıkıntısının içinde, sonunda kendisi de jimnastik yapmaya başlar. Hikâye, insanların birbirini fark etmeden nasıl etkilediğini ince bir mizahla anlatır.
Serseri Çocukla Köpek
Kısaca: Bir sokak çocuğu ile yavru köpeğin gece yarısı Galata sokaklarındaki dostluğu.
On yaşlarında, üstü başı kirli bir sokak çocuğu, omzunda iki aylık bir köpek yavrusuyla gece yarısı Galata sokaklarında yürümektedir. Anlatıcının yanından geçerlerken köpek havlar, zıplar. Çocuk, köpeğin şarkı istediğini söyler ve ona şarkı söylemeye başlar; köpek de susup onu dinler. Bu küçük sahne, yalnız iki canlının birbirine sığınmasını ve insanla hayvan arasındaki sevgiyi anlatır.
Haritada Bir Nokta
Kısaca: Yazmayı bırakmaya karar veren anlatıcının, sonunda yazmadan yaşayamayacağını anlaması.
Anlatıcı, insanlardan ve şehirden bunalmış, bir daha yazı yazmamaya söz vermiştir. Adada tek başına dolaşır, denizi ve doğayı seyreder, kendi iç dünyasıyla baş başa kalır. Ancak içinde biriken duygular onu rahat bırakmaz. Sonunda kalemi yeniden eline alır ve hikâyenin en bilinen sözünü söyler: “Yazmasam deli olacaktım.” Bu hikâye, Sait Faik’in yazmayı bir yaşama ihtiyacı olarak gördüğünü gösterir.
Son Kuşlar
Kısaca: İstanbul çevresinde kuşların ağlarla avlanıp yok olmasına duyulan öfke ve hüzün.
Anlatıcı, eskiden tepelerde ve bahçelerde cıvıl cıvıl öten kuşların ağlarla yakalanıp yok edildiğini anlatır. Şehir büyüdükçe doğa geri çekilmekte, insanlar doğaya saygısızca davranmaktadır. Hikâye, Türk edebiyatında doğanın korunması üzerine yazılmış ilk ve en etkileyici metinlerden biri kabul edilir.
Dülger Balığının Ölümü
Kısaca: Bir balığın ölümünü izleyen anlatıcının hayat ve ölüm üzerine düşünceleri.
Anlatıcı, balıkçıların tuttuğu bir dülger balığının sandalda yavaş yavaş ölmesini izler. Balığın çırpınışı ona yaşamın değerini ve ölümün acımasızlığını düşündürür. Hikâye, Sait Faik’in bütün canlılara duyduğu şefkati ve doğayla kurduğu derin bağı yansıtır.
Hikâyelerdeki İnsanlar
- Balıkçılar ve ada insanları
- Sokak çocukları, işsizler ve yoksullar
- Garsonlar, işçiler ve küçük esnaf
- Anlatıcı: çoğu hikâyede Sait Faik’in kendisine çok yakın, gözlemci bir “ben”
Ana Fikir ve Temalar
Ana fikir: Sait Faik’e göre hayatın güzelliği büyük olaylarda değil, sıradan insanların küçük anlarında saklıdır. İnsan sevgisi, doğaya saygı ve dostluk, yalnızlığın ve yoksulluğun karşısında tutunulacak en güçlü değerlerdir.
- İnsan sevgisi: Yoksul ve kimsesiz insanlara duyulan şefkat.
- Deniz ve ada: Burgaz Adası, balıkçılar ve deniz hayatı.
- Doğa: Kuşlar, balıklar, ağaçlar ve doğanın yok edilmesine duyulan hüzün.
- Yalnızlık: Kalabalık içinde yalnız kalan insan.
Sait Faik’in Hikâyeciliği: Durum Hikâyesi
Sait Faik, Türk edebiyatında “durum (kesit) hikâyesi”nin en önemli temsilcisidir. Bu türe Çehov tarzı hikâye de denir. Olay hikâyesinden farkları şunlardır:
| Durum hikâyesi (Sait Faik) | Olay hikâyesi (Ömer Seyfettin, Refik Halit) |
|---|---|
| Hayatın bir kesiti anlatılır. | Serim, düğüm ve çözüm vardır. |
| Belirgin bir olay örgüsü yoktur. | Olay merak ve gerilimle ilerler. |
| Sonuç okura bırakılır. | Hikâye genellikle çarpıcı bir sonla biter. |
| Duygu, izlenim ve atmosfer ön plandadır. | Olayın kendisi ön plandadır. |
Sait Faik Abasıyanık Kimdir?
Sait Faik Abasıyanık (1906–1954), Adapazarı’nda doğmuş hikâyeci ve şairdir; asıl adı Mehmet Sait’tir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okumuş, ardından İsviçre ve Fransa’da bulunmuştur. Kısa bir süre gazetecilik yaptıktan sonra kendini tamamen yazmaya vermiş ve hayatının büyük bölümünü annesiyle Burgaz Adası’ndaki evinde geçirmiştir. İlk hikâye kitabı Semaver 1936’da yayımlanmıştır. 1953’te Amerika’daki Mark Twain Derneği’nin onur üyeliğine seçilmiş, 1954’te siroz nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Annesi onun adına Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kurmuş, Burgaz’daki evi bugün müze olarak ziyarete açıktır.
Sık Sorulan Sorular
Sait Faik hangi hikâye türünün temsilcisidir?
Sait Faik, Türk edebiyatında durum (kesit) hikâyesinin, yani Çehov tarzı hikâyenin en önemli temsilcisidir.
Sait Faik’in ilk kitabı hangisidir?
İlk hikâye kitabı 1936’da yayımlanan Semaver’dir.
“Yazmasam deli olacaktım” sözü hangi hikâyededir?
Bu ünlü söz, “Haritada Bir Nokta” hikâyesinde geçer.
Sait Faik hangi adada yaşamıştır?
Hayatının büyük bölümünü İstanbul’daki Burgaz Adası’nda geçirmiştir; evi bugün Sait Faik Müzesi’dir.
Sonuç
Sait Faik Abasıyanık Hikâyelerinden Seçmeler, sıradan insanların hayatına sevgiyle bakan, Türk öykücülüğünün en güzel örneklerini bir araya getiren bir kitaptır. Diğer hikâye kitapları için Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri, Ömer Seyfettin Hikâyelerinden Seçmeler ve Haldun Taner Hikâyelerinden Seçmeler özetlerine göz atabilirsiniz.
