Haldun Taner Hikayelerinden Seçmeler Özet

Haldun Taner Hikâyelerinden Seçmeler Özet

Haldun Taner Hikayelerinden Seçmeler

Haldun Taner, eserlerinde yapay bir edebiyattan kaçınarak, günlük hayatın sosyal meselelerine odaklanmayı amaçlamıştır. Hikayelerinde mizah ve yergi, okuyucuyu güldürme amacını taşır. Kahramanlarını kendi şiveleriyle konuşturarak eserlerine özgü bir dokunuş katmaya çalışır. Toplumun eksikliklerini ya gerçekçi bir bakış açısıyla ya da komedi aracılığıyla ifade etmeye çalışır. Eserlerinde canlı ve neşeli bir üslup kullanır. Haldun Taner’in “Tuş”, “Ay Işığında Çalışkur”, “Şişhaneye Yağmur Yağıyordu” gibi kitapları, yazarın seçme hikayelerini içerir.

Aşağıda, bazı eserlerinden özetler bulunmaktadır:

Koniçalar

Hikaye, yazarın iskambil kâğıtlarını karakterleştirerek, her birine hayali özellikler yüklemesi üzerine kurulmuştur. Yazarın favori kartı, The Joly Jocker’dır ve onu uçarı, cambaz, sihirbaz gibi neşe dolu bir karakter olarak hayal eder. Bu kartlar, girdikleri oyuna renk katarak eğlenceyi artırır.

Destenin en prestijli kartları, Beyler yani ‘As’lar olarak bilinir. Yazar, her birinde bir kraliyet hava bulunan Aslardan hoşlanmaz ve onlara duyduğu antipatiyi dile getirir, çünkü asla bir As olamayacağını düşünür.

Karamaca beyi, sarayında karanlık işlerin döndüğüne inanır ve mahzenlerinde kellelerin uçurulduğunu düşünür. İspati beyini ise bir Bizans beyine benzetir.

Kupa beyi, yazarın kendisine en yakın hissettiği karttır. Onu, Osmanlı hanedanına mensup biri olarak hayal eder. Karo beyi ise asil ve kibar bir havaya sahiptir, bir Selçuklu sultanını andırır.

Haldun Taner’in en çok ilgi gösterdiği resimli kart, Kupa kızıdır. Kupa kızı, beyaz tenli, etine dolgun ve hanım hanımcık bir karakterdir. Lise eğitimi almasa da dikiş nakış konusunda yeteneklidir ve evin temizlik işlerini üstlenir.

Haldun Taner, Kupa kızıyla evlenmenin, ona bulunmaz bir hayat arkadaşı getireceğine inanmaktadır. Bu tür kadınların çocuklarına ve eşlerine büyük bir bağlılık gösterdiklerini düşünür. Onunla evlenmek, sadece eş olmakla kalmayacak, aynı zamanda kayın, akıllı ve uslu bir Kupa oğlu babası olma şansını da getirecektir.

Kupa papazı babası, babacan, cana yakın ve hoşsohbet bir insandır. Sürekli fıkralar anlatır ve gülümseyerek zaman geçirir.

İspati kızı ise sakin ve masum bir görüntüye sahiptir, ancak içten pazarlıklıdır ve güvenilmezdir. Temiz görünen dış yüzü, aslında ahlaksız bir kişiliği saklar. İspati kızı, Maça oğlu ile birlikte sinemalara ve plajlara gitmeyi tercih ederken, İspati oğlu sarhoş ve kumarbaz biridir.

Karo ailesi ise kişizade ve güngörmüş bir aile olarak tanımlanır. Babaları haricinde emekli olan aile, matmazellerle büyütülen kızlarına sahiptir. Kızları beş yıldır İngiliz Filolojisi okumaktadır ancak bir türlü bitirememiştir. Erkek kardeşi ise oğlandan daha çok kıza benzeyen, şımartılmış ve hatta eroin kullanan biridir. Yazar, bu asil ailede böyle çocukların olmasına hayıflanır.

Maçalar, Gedikpaşa’da yerleşik olan bir Ermeni ailesidir. Pederleri derin bir Katoliktir ve oğulları Mahmutpaşa’da bir tuhafiye işletmektedir. Kızları, Maça kızı olarak bilinir; esmer, kara kaşlı ve kara gözlüdür. Oldukça tutucu ve kaba saba bir kişiliğe sahiptir ve ciddi bir kısmet beklemektedir.

Resimli kâğıtlardan sonra, onları izleyen dokuzlular gelir. Bu kâğıtlar, önemli oyunlara katılma imtiyazına sahip olarak öne çıkarlar, ancak hallerinde bir tür budalalık bulunur. Dokuzlular, yazar tarafından mabeynci veya stile benzeten bir yaklaşıma tabi tutulurlar. Sekizliler ve yedililer ise yalnızca bahçıvan yamağı olabilecek düzeydedir.

Konçinalar ise destedeki en alt sıradadır. Oyunlarda dahi etkisizdirler ve genellikle üzgün ve küskün bir tavır içinde seyirci olurlar. Varoluşları, diğer kâğıtlara basamak olmaktan ibarettir ve bu nedenle kölelere benzetilirler. Yazar, deste içindeki bu feodal sistemden ve adaletsizlikten hoşlanmamaktadır. Destede demokrasiyi sağlayacak bir oyun veya beyleri ve pariyaları eşitleyecek bir oyun bulunmamaktadır. Bu gerçeği anladığı günden beri yazar, Pasyans dışında, her kâğıda eşit değer tanıyan tek oyunu tercih etmektedir.

Bir Motorda Dört Kişi

Güvertede, loş ışığın altında dört kişi bulunmaktadır: San saçlı bir kadın, çiğ et kokan bir kasap, kel bir profesör ve pipolu bir delikanlı. Hepsi ortak bir özelliğe sahiptir; vapuru kaçırdıkları için uykulu kaptana beş lira verip bu motora atlamışlardır.

Motor, karanlık denizde yol alırken, her biri kendi iç dünyasında kaybolmuş, farklı düşüncelere dalmıştır. Esmer delikanlı, az önce ayrıldığı kız arkadaşını; profesör, tramvayda okuduğu bir makaleyi; kasap ise toptancının gönderdiği son faturayı düşünmektedir.

Üşüdüğü için sarışın kadın içeri girer. İçeri girdiğinde, yanık bir benzin kokusundan başı döner. Pencere kenarına oturarak dışarıyı izlemeye başlar. Çamlıca sırtlarında iki uçaksavarın hareketlerini gözlerken, hemen yanından geçen ateş böceğine benzeyen ışıkları fark eder. Bu ışıklar ardı arkası kesilmez bir biçimde yanar. Aniden duyduğu yanık kokusunu hatırlayınca “Yangın var!” diye bağırmaya başlar.

Her yeri bir duman kaplamıştır. Kasap, şaşkınlıktan minderi kucaklamış, profesör tek can simidini başından geçirmiştir. Sarışın kadın, yüzme bilmediğini söyleyerek gence sokulur, kurtarması için ona yalvarır. Genç de yüzme bilmediğini söyler. Oysa yalnızca kendini kurtarabilecek kadar yüzebileceğine inandığı için yalan söylemektedir. Sarışın kadın, feryat içinde kasaba döner. Kasap onu duymaz bile, kurtulursa üç adak adayacağına dair sözler vermektedir. Profesör, ölüm korkusundan beti benzi atmış bir hâldedir. Oysa bugün bir de derste Sokrates’in hayatı bir çırpıda sildiğini anlatmış, kendisinin de aynı şeyi yapabileceğini söylemiştir. Sarışın kadın, bu sefer su dolduran çımacıya yalvarmaya başlar.

Her tarafı duman sarmıştır. Kasap, şaşkınlıktan minderi sıkıca kucaklamış, profesör başından geçirilmiş tek can simidiyle çaresizce durmaktadır. Sarışın kadın, yüzme bilmediğini belirterek genç delikanlıya sokulur ve ondan kurtarmasını ister. Ancak genç, sadece kendini kurtarabilecek kadar yüzebileceğini düşündüğü için yalan söyler. Sarışın kadın, çaresizce kasaba döner, ancak kasap onun feryadını duymaz; kurtulursa üç adak adayacağına dair söz vermektedir. Profesör, ölüm korkusuyla donuk bir haldedir, oysa daha önce Sokrates’in hayatını silme yeteneğine sahip olduğunu anlatmış ve aynı şeyi yapabileceğini söylemiştir. Sarışın kadın, bu sefer su dolduran çımacıya yalvarmaya başlar.

Kaptan, olaya müdahale eder ve herkese kızar. Motor sorunu çözülmüştür çünkü. Bir süre sonra her şey normale döner ve motor aynı hızda çalışmaya başlar. Loş ampul ışığı altında, dört yolcu tekrar kendi dünyalarına çekilmiş bir şekilde otururlar.

Sarışın kadın, sessizleşmiştir ve elleri titrediği için sigara içemez durumdadır. Genç delikanlı, masum bir şekilde pipo içmektedir. Kasap, adadığı üç kurbandan vazgeçmeye çalışmaktadır. Profesör, esmer delikanlı ve kasap sahile indiklerinde hemen motorundan atlar. Sarışın kadın, yüksek topuklarıyla zorlanarak atlamaya çalışırken, önce hayatını kurtarması için yalvardığı çımacının eline ulaşmak için uzanır. Ancak sarışın kadın, çımacının elini tutmamak için kendi kendine atlayarak oradan uzaklaşır.

Paylaş:

Yorumlar