Diyorlar Ki Özet – Ruşen Eşref Ünaydın

Diyorlar Ki Özet - Ruşen Eşref Ünaydın

Diyorlar Ki, Ruşen Eşref Ünaydın’ın edebiyatımızın ünlü sanatçıları ve düşünce adamlarıyla gerçekleştirdiği bir deneme, 1918’de “Diyorlar ki” adıyla kitaplaşmış ve bu nedenle “Diyorlar ki Muharriri” olarak ün kazanan Ruşen Eşref, İstanbul ve İstanbul Çeşmeleri üzerine yazdığı benzersiz yazılarıyla da “Çeşmeler Kâşifi” ve “İstanbul Seyyahı” gibi sıfatlarla anılmıştır.

Diyorlar Ki Kitap Özeti

Eserde Nigar Hanım’ın bu röportajında, Nigar Hanım’ın şiir hevesini ve edebi ilhamlarını konuştuğu anlatılmaktadır.

Nigar Hanım; -Sanırım hanımefendi, ilk şiir hevesinizi tetikleyen temel sebepler ve ilhamlar, içsel bir derinlik ve duygusal bir bağlam taşıyor. Bu süreci biraz daha anlatır mısınız? -Bana ilk şiir hevesini veren en temel faktör, yaşadığım dönemin doğal bir yansımasıydı. On iki yaşındayken kardeşimin kaybıyla derinden sarsıldım ve bu acı, ilk şiirimde bir mersiye şeklinde ifadesini buldu. Türkçeyi öğrenme sürecim, Fransız mektebinde, Kadıköy’de geçti ve öğretmenim olarak seçilen Ebüllisan Şükrü Efendi, benim dil sevgimi besledi. İlk yazılarımın çıkmasına gelince, on dört yaşındaydım ve şairlik zevkimin temelini annemden aldığımı söyleyebilirim. Annem, hastalığı sırasında dahi beyitleri okuyarak beni etkileyen bir kişiydi. Ancak, en büyük ilham kaynağım vatanımın kendisiydi.

Edebiyatımızın köklü geçmişi ve eski şairleri üzerine düşüncelerinizi paylaşır mısınız? Hangi şairler sizin duygusal dünyanıza en çok hitap etti? -O dönemlerde eski divanları sıkça okurdum, özellikle Leyla ve Şeref divanlarına ilgi duyuyordum. Muhlis Paşa’nın divanı da benim için özel bir yere sahipti; çünkü Esat Muhlis Paşa, çocuklarımın eniştesinin babasıydı, yani Sadullah Paşa’nın. Geceleri yazıhanede geçirilen saatler, edebi eserlere olan ilgimi daha da derinleştirdi. Hugo, Musset ve Lamartine gibi batılı yazarların eserleri de elimden düşmezdi.

Ancak, duygusal dünyama en çok hitap eden eski şairlerden biri Fuzuli oldu. Onun derin aşk temaları, beni her zaman etkilemiştir. Diğer taraftan Nedim’in şuh tavırları da ilgimi çekerdi. Ancak, Fuzuli ve Nedim arasında benzer bir duygusal çekim yaşamadım. Şeyh Galib de bu dönemlerde çok sevdiğim şairlerden biriydi. O zamanların edebiyatı, benim için bir hayli etkileyiciydi. Bu süreçte ilhamlarımı yazıya döştüm. Ayrıca, Muallim Hayret Efendi’nin “Saadet” adlı makaleleri de beni teşvik eden önemli etmenlerden biriydi.

Paylaş:

Yorumlar